Marca Medya
Elazığ
12 Ocak, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

RUHUN ESKİ ELBİSELERLE YENİ DANSI

01 Ocak 2026, Perşembe 19:37
RUHUN ESKİ ELBİSELERLE YENİ DANSI

Merhaba sevgili okur,

O gün yeniden geldi. Takvim yaprakları üzerimize konfeti gibi saçılmaya hazırlanırken, dışarıdaki gürültüyü bir kenara bırakıp seninle biraz içeriyi konuşmak istiyorum. Bir psikolog olarak her yıl bu zamanlar hemen hemen aynı fısıltıyı duyarım:
“Yeni yıl… Bu sefer her şey çok farklı olacak.”

Ama gel dürüst olalım. Düşündün mü ? Takvim yaprakları değişince biz neden değişmiyoruz?
Neden yeni yılın ilk sabahına uyandığımızda, kapının önüne bıraktığımızı sandığımız o eski ben, yastığımızın kenarında bize tanıdık bir tebessümle bakıyor?

Aslında cevabı çok basit, beynimizin muazzam ama bazen bize ayak bağı olan çalışma sistemimiz. Buna “homeostazi” diyoruz: Ruhun ve bedenin bildiği hâli koruma isteği. Beynimiz tam bir konfor düşkünüdür. Yıllardır yürüdüğümüz nöral yollar, asfaltı çatlamış da olsa bildiğimiz otoyollara benzer.
Bizi yorsa da, mutsuz etse de tanıdıktır.
Ve tanıdık olan şey, beyin için her zaman daha güvenlidir.

Bu yüzden bazen tanıdık bir mutsuzluk, yabancı bir mutluluktan daha sıcak gelir insana. Ruh, kendisini sıkacağını bildiği eski elbisenin içinde; hiç tanımadığı bir özgürlükten daha az üşür.

Değişemeyişimizin bir diğer nedeni ise içimizdeki o kırgın çocuktur. Ona sert bir sesle, askeri bir disiplinle “Yeni yılda daha çok çalışacağız, daha az yiyeceğiz, daha güçlü olacağız!” dedikçe, köşeye çekilir ve sessizce sorar: “Beni yine mi zorlayacaksın?”

1 Ocak’ta başlayıp 15 Ocak’ta yarım kalan hevesler, bir irade eksikliği değildir. Çoğu zaman bu, şefkat açlığıdır. Çünkü değişim; kendimize bağırarak değil, ancak kendimizi sevgiyle ikna ettiğimizde mümkün olur.

Bu yıl senden küçük bir ricam var:
Lütfen o devasa, gerçekçi olmayan “yapılacaklar listesi”ni yırtıp at.
Onun yerine kendine küçük ve gerçekten yapabileceğin bir alan aç.

Geçen yıl en çok hangi duyguyu cebinde taşıdın?
O duyguyu bir eşya gibi hayal et. Bu adını koyduğun duyguyu yeni evinin salonuna mı koyarsın, yoksa eski evin tozlu tavan arasında mı bırakırsın?
Unutma; bir evi güzelleştirmek için yeni eşyalar almadan önce, çürümüş olanları kapının önüne bırakmak gerek.

Değerli okur,
Yıllar içinde öğrendiğim en büyük hakikat şudur:
İnsan, yalnızca canı çok yandığında değil; kendini olduğu hâliyle kabul etmeye cesaret ettiğinde değişir. Takvimin değişmesi bir doğa olayıdır.Ama kendine bakışını değiştirmek bir yeniden doğuştur.

Bu gece saatler tam 00.00’ı gösterdiğinde, dünya bir saniyeliğine duracak. O saniyede kendine şunu fısılda:
“Geçmişin hayaletlerini yeni yılın misafiri yapmak zorunda değilim.”

Çünkü hayat; sen takvimi değiştirdiğinde ya da kendine verdiğin bayat sözleri tuttuğunda değil…
Sadece kendine sarılmaya karar verdiğin o anda gerçekten başlar.

Yeni yılda; seni sen yapan yanlarınla barıştığın, kendine daha az yüklenip daha çok gülümsediğin, ruhunun en çok ihtiyaç duyduğu şifayı kendi ellerinle kendine verdiğin bir yolculuk diliyorum.
Takvimin eskimesine aldırma.
Yeter ki sen, kendi yeninle tanış.

Sevgilerimle,
Mutlu yıllar.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum