DİLA HANIM RIZA BEY
29 Haziran 2026, Pazartesi 11:02
Bir ağıt sesi yayılır siyah geceye, bir kadın çıkar tüm güzelliğiyle, gözümü sende açtım dediği kocasını görür, kanlar içinde, örter üzerini kocasının başında intikam ve başkasına eş olmayacağım yeminiyle…
Ben elimle öldüreceğim der Dila hanım, mertlikle, fakat yanındakiler, maşa varken kendine yazık etmen niye der, kiralık katil aranır, katil görür görmez vurulur Dila hanıma…
Fakat katil öldüremez Rızayı, kendi vurulur kurduğu pusuda, haber gelir Dila’ ya, iş başa düşer alır eline silahı, biner atına ,yolunun üzerinde biri vurulmuştur tam da derenin kıyısında, can çekişir adeta, hiç görmediği için bilmez onun olduğunu, bağlar yaşmağını Rıza’nın yara almış omzuna, uyanır Rıza birkaç kelime çıkar ağzından zorlukla…Kurşun çıksa…Alır eline bıçağı yüreği taşlaşmış Dila , çıkarırken kurşunu alır intikamını bilmeden, Rıza’yı acıta acıta…Çağırır adamlarını, götürün iyileşmesi için ne gerekirse yapın konağımda…
Rıza Dila’nın konağında uyanır, misafirdir yatağında, kulak misafiri olur dillere destan güzelin Rıza’yı öldürme planına, kendisini değirmenci Yakup olarak tanıtır, ölümden kaçmak adına… Giyimine kuşamına bakar Dila, kılığın kıyafetin bir değirmenciye benzemez atın ise soylu desede, bey hediyesidir der Rıza…
Ayrılır konaktan, kaptırmıştır gönlünü başında pul yazma, burnunda pırlanta hızmasıyla Dila hanıma, düşünür taşınır , çoban armağanımdır diyerek bir hediye verir ve çıkarken Rıza dönmüştür der bilginiz ola, intikam ateşi parlar gözünde Dila’nın fırlar ayağa, sarılır silahına biner atına düşer yollara, Rıza gönderir adamlarını ve Dila’ yı atar gönlünün zindanına, değirmenci Yakup olarak kurtarmak adına..
Kurtarır Dilayı alır atına götürür , aşklarının yavaş yavaş öğütüleceği değirmen taşlarına, Dila konuşur , burası bir başka dünya, ne olurdu insan böyle yaşasa, yese içse çalışsa uyusa…
Rıza vazgeçsen intikamdan desede ,can alanda can konmaz der Dila…Rızanın canı yansa da, ölen geri gelmeyecek der, gönül diye bir şey var, ya sever , sevilirse çiçeklenirse…Dila itiraz eder kesin bir tavırla, o çiçeği koparacak , çiğneyecek o çiçeği, gözlerinde bitmeyen intikam çilesinin ışığıyla..
Gaz lambaları söndürülür, yaklaşmak ister Rıza , hayır der ve ağlar Dila…Yeminini bozmaktan korkar, gün doğar biner atına…
Güzelliğin şahikası haber yollar çağırın gelsin Rıza, yalnız beklerim onu, başında siyah yazma, haberi alınca Rıza , yalnız bekleyene yalnız gidilir, diyerek , düşer aşkın yollarına...Varır yanına Dila’ nın, Dila, sen neden geldin der ben Rızayı beklerim değirmenci Yakup, beni çağırdın ben de geldim der Rıza..
Oyalandığını anlar Dila değirmenci Yakup yalanıyla, doğrultur tüfeğini, gözünü kırpmadan vurur omzuna, Rıza vurulsa da zorla sarılır Dila’ ya, Dila simsiyah yas elbisesiyle yiğitlik bu mu der, Rıza nın başı önde, yola düşer omzunda Dila’ nın kurşunuyla…
Basar Konağı Dila atıyla kırar camlarını, arar Rızayı fakat bulamaz, başında beyaz yazma , Rıza dağıtır şehri, aşkın hırçınlığıyla, yanındakilere, boyalı yumurtalar , sırtımdan cebimden inmiyorsunuz diyerek laf çakar, sahtelikle örülmüş çıkar dünyasına, şehrin kapılarını açar Dila, her yeri didik didik arar ve haberini alır, gelecektir derler, yaza veda balosuna…
Alır çantasını içinde, sevdiğinin ölüm fermanıyla, izler Rızayı yukarda, içinde bin bir anlam barındıran o güzel bakışıyla, çıkar Rıza meydana ,yakışıklılığın arzı endam edildiği zeybek oyunuyla, döner sırtını bekler kurşunları , diz çöker elini yere vurur kalbine alnına götürür, anlayabilsin diye Dila, açar kollarını ,vuramaz Dila, yere düşer içinde iki kurşunu olan tabanca…geriye döner aşka yenilmişliğin yanılmışlığıyla… Döner yurduna… Burnunda pırlanta hızma, başında pullu yazmasıyla katılır bir düğün alayına, çıkagelir Rıza, Dilanın gözlerinde özlem ateşi kalkar ayağa, durur davul zurna, birleşir elleri, gözler buluşur, eller tutuşur, kurşunlar hazırlanır ve töre konuşur…
Kan bulaşır aşka…
El ele ölür Dila ve Rıza…
Mekanın Cennet olsun Büyük Usta


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum