© GZT23

Külünk: Elazığ Anadolu’nun tapusudur

Elazığ’da düzenlenen "Dijitalleşmenin Aile Üzerindeki Etkileri" konferansında konuşan Metin Külünk; dijital çağın getirdiği tehlikelerden mahalle odaklı sosyal sorumluluk modeline, kadim Kürsübaşı geleneğinden Harput’un tanıtımına kadar kentin geleceğine dair çok yönlü bir yol haritası çizdi.

Siyasetçi ve yazar Metin Külünk, Elazığ’da geniş katılımla gerçekleştirilen konferansta dijitalleşme, yapay zekâ, aile yapısı, toplumsal huzur, kültürel hafıza ve şehir turizmine dair kapsamlı açıklamalarda bulundu. Elazığ’ın yalnızca tarihi bir yerleşim değil, Anadolu’nun ruhunu taşıyan sosyolojik bir hafıza kalesi olduğunu vurgulayan Külünk, hem toplumsal meselelerde ortak sorumluluk alınması hem de şehrin tanıtımı için yerel dinamiklere çağrıda bulundu.
​"DEVLETLERİ EKONOMİ DEĞİL, GÜÇLÜ SOSYOLOJİ AYAKTA TUTAR"
​Toplumların ve medeniyetlerin sürekliliğinin güçlü bir sosyolojik temele dayandığını belirten Külünk, Elazığ’ın taşıdığı anlamı şu sözlerle ifade etti:
​"Elazığ, Anadolu’nun sosyolojik hafıza şehirlerinden biridir ve bu toprakların sosyolojik tapusudur. Devletleri ve imparatorlukları uzun ömürlü kılan güç tek başına ekonomi veya siyaset değildir; insandan başlayan, aileyle devam eden ve ortak değerlerle şekillenen güçlü bir sosyolojidir. Hikmeti merkeze koyan, hak ve adaleti önceleyen, komşuluk hukukunu ve mahremiyeti koruyan aile yapısıyla Elazığ, bu medeniyet anlayışının en kıymetli temsilcilerindendir."
​DİJİTAL AŞINMAYA KARŞI ANADOLU DİRENCİ
​Dijitalleşme ve yapay zekâ çağının getirdiği risklerin genç kuşaklar ve aile kurumu üzerindeki etkilerine değinen Külünk, kültürel direncin önemine dikkat çekti:
​"Mesele yalnızca alışkanlıkların değişmesi değil; Anadolu’daki tarihsel varoluş iddiamızın ve medeniyet mirasımızın korunmasıdır. Küresel ölçekte insanı yalnızlaştıran, mahremiyeti aşındıran, tüketim ve haz odaklı tek tip kültüre karşı kendi sosyolojimizi diri tutmak zorundayız. Elazığ’ın bu aşınmaya karşı aile, komşuluk ve dayanışma kültürüyle direnç gösterdiğini görmek son derece kıymetlidir."
​TOPLUMSAL HUZUR İÇİN "MAHALLE EKSENLİ KOORDİNASYON" MODELİ
​Şehirdeki asayiş ve sosyal sorunların yalnızca cezalandırma mantığıyla çözülemeyeceğini, meselenin kök sebeplerine inilmesi gerektiğini vurgulayan Külünk, kurumlar arası iş birliğine dikkat çekti:
​"Bugün bir mahallede hırsızlık, kavga veya gürültü yaşanıyorsa; o mahallenin muhtarı, valilik, emniyet teşkilatı ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tam bir koordinasyon içinde hareket etmelidir. Bu olayların arkasında yatan sosyoekonomik ve psikolojik sebepleri araştırarak o kişilere ve ailelere destek olma noktasında herkes elini taşın altına koymalıdır. Toplumsal huzur, cezalandırmadan önce rehabilite eden ve sahip çıkan bir anlayışla sağlanır."
​"KÜRSÜBAŞI SADECE TÜRKÜ DEĞİL, BİR İRFAN VE ANLATI MEKTEBİDİR"
​Elazığ’ın asırlık Kürsübaşı geleneğinin yalnızca bir müzik ve eğlence dinletisine indirgenmesinin eksik bir yaklaşım olduğunu belirten Külünk, geleneğin özüne dönülmesi gerektiğini söyledi:
​"Kürsübaşı geleneği sadece türkü söylemekten ibaret değildir. Asıl kıymetli olan; büyüklerin hayat tecrübelerini, ibretlik kıssalarını ve tarihin derinliklerinden gelen hikâyelerini anlattığı o sözlü kültür mektebini yaşatmaktır. Bu geleneği tarihî anlatı boyutuyla yeniden canlandırmalı ve genç nesillere aktarmalıyız."
​HARPUT İÇİN TURİZM VİZYONU VE DİZİ-SİNEMA ÇAĞRISI
​Mardin, Şanlıurfa ve Diyarbakır gibi çevre illerin turizmde sağladığı sıçramayı hatırlatan Külünk, Harput’un ve Elazığ’ın sahip olduğu tarihi zenginliğin hak ettiği seviyede tanıtılamadığını kaydetti:
​"Harput’un mirası ve tarihi yapısı noktasında eksik kaldık. Elazığ’ın bölgede güçlü bir çekim merkezine dönüşmesi için şehir dinamikleri bu kadim mirasa her anlamda sahip çıkmalıdır. Harput’un tarihi dokusu ve ruhuyla bütünleşen nitelikli dizi veya sinema projelerine şehir olarak öncülük edilmelidir. Kültürel yapımlar, Elazığ’ın ulusal ve uluslararası tanıtımında en etkili sıçrama tahtası olacaktır."

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER